Stratejiler neden toplantı odasında değil, koridorda ölür?
Strateji sunumları çoğu zaman kusursuz bir uyum tablosu çizer.
Toplantının sonunda herkes başını sallar. Ve karar şu şekilde kayda geçer: “Mutabakat sağlandı.” Ama bazen organizasyonlarda ilginç bir şey olur. Toplantı odasından %100 mutabakatla çıkan karar, birkaç hafta içinde sessizce buharlaşır.
Ve bir süre sonra herkes aynı soruyu sorar: “Bu karar neden çalışmadı?” Oysa çoğu zaman cevap toplantı odasında değildir. Koridordadır.
Strateji çoğu zaman PowerPoint’te değil, toplantıdan sonra yaşananlarda test edilir.
Ve koridorda şu tür cümleler duyulmaya başlar: “Operasyonda bunun karşılığı yok.” “Ama şimdi toplantıda bunu söylemek doğru olmazdı.” “Zaten karar verilmişti.” Bu cümleler küçük gibi görünür. Ama organizasyonel davranış açısından çok kritik bir şeyi gösterir: Gerçek itirazlar masaya değil, kapı önüne bırakılmıştır.
Toplantı odasındaki “evet” oyu çoğu zaman gerçek bir onayı değil, çatışmadan kaçınma refleksini temsil eder.
Organizasyonların en tehlikeli durumlarından biri açık çatışma değildir. Sessiz mutabakattır. Çünkü sessiz mutabakat üç şeyi aynı anda üretir:
Bu yüzden bazı organizasyonlarda stratejiler uygulanmaz. Ama kimse de açıkça karşı çıkmaz. Karar iptal edilmez. Sadece yavaşlatılır.
Bu durumu ben çoğu zaman “görünmeyen veto” olarak tanımlıyorum. Görünmeyen veto açık bir “hayır” değildir.
Şu davranışlarda ortaya çıkar:
Karar teorik olarak geçerlidir. Ama pratikte hiçbir zaman gerçekten uygulanmaz.
Stratejik karar süreçlerinde genellikle veri, raporlar ve sunumlar konuşulur. Ama organizasyonel davranış açısından asıl veri çoğu zaman farklı bir yerde saklıdır. Toplantı sonrası sessizlikte.
Gerçek çeviklik kararların hızında değil, itirazların masada kalabilme oranında ölçülür. Eğer itirazlar toplantı odasında kalamıyorsa, organizasyon aslında hızlı değil, sadece uyum taklidi yapıyordur.
Bir liderin etrafında her şeye “evet” diyen bir ekip olabilir. Ama bu çoğu zaman güçlü bir liderlik göstergesi değildir. Tam tersine. Çünkü liderin en çok ihtiyacı olan şey: alkışlayan bir kalabalık değil, fısıltıları masaya taşıyacak bir filtredir. Yani şunu söyleyebilecek insanlar: “Bu kararın operasyonda şu riskleri var.” ''Bu stratejinin uygulama tarafında şu boşluk var.” Gerçek icra gücü çoğu zaman karar sayısında değil, masadaki dürüstlük payında gizlidir.
Toplantı odasındaki mutabakat stratejinin başlangıcıdır. Ama kaderi başka yerde yazılır. Koridorda. Asansör önünde. Kapı kapandıktan sonra yapılan konuşmalarda. Bu yüzden belki de her stratejik toplantıdan sonra şu soruyu sormakta fayda var: Bu odada söylenmeyen ama koridorda konuşulacak bir şey kaldı mı? Çünkü gerçek strateji; kapılar kapandıktan sonra fısıldanan değil, masada yüksek sesle tartışılabilen her şeydir.
Raporların Tozlu Raflarından
Modern Liderliğin Görünmeyen Paradoksu
Yorumlar